11 Ekim 2009 - Akşam
İnternet haberciliği nasıl olmalı? Ben de dahil, pek çok gazete yazarı zaman zaman bu soruya cevap arayan yazılara imza attık.
İnternet'teki haber sitelerinin, kullanıcı beklentilerine en iyi nasıl cevap verebileceklerini düşündük. Ziyaretçilerinin taleplerini en fazla tatmin edecek yayın modellerinin ne olabileceğine kafa yorduk. Her kafadan ayrı ses çıktı, bir sonuca varamadık.
En doğru İnternet gazeteciliği modelini ararken kullandığımız temel soru yanlıştı çünkü... İnternet kullanıcısı ne ister, haber sitesi ziyaretçisi ne bekler diye sorduk. Oysa Türkiye'deki İnternet haber sitelerinden en iddialıların okuyucuyu değil, reklamvereni müşteri olarak gördüğünü unuttuk. Ziyaretçilerini tatmin etmeye çalışmak yerine reklamverenin gözünü boyamaya çalıştıklarını düşünmedik.
Belki de tam tersini yapsak, İnternet gazeteciliğinin nasıl olması gerektiğini değil de, nasıl olmaması gerektiğini düşünseydik çok daha somut sonuçlara varabilirdik. İnternet yayıncılığının tam da nasıl olmaması gerektiğinin dünyadaki en iyi örneği burnumuzun dibinde ne de olsa. Öyleyse hadi bir bakalım reklamverenin gözünü boyamak uğruna, ne hokkabazlıklar yapmak gerekiyormuş:
- Sitenin ana sayfasında kullanılan haberlerin başlığında bilgi vermek yerine soru soracaksınız. Kapakta ne kadar az haber verir, ne kadar çok soru sorarsanız o kadar makbul olur. Amaç okura haber vermek değil, merakını gıdıklayıp başlığı tıklatmak ve sitede bir sayfa daha açtırmak olmalı. Ziyaretçinin merak edip tıkladığı sorunun cevabını bulup bulmaması da hiç önemli değil karşısında açılacak sayfada. Hatta sorunun cevabının ilerleyen dakikalarda verileceğini ima ederek, ziyaretçiyi tekrar tekrar siteye çekme taktiği de ayrı bir şark kurnazlığıdır acar İnternet gazetecileri için.
- Manşetteki soruyu seksi bir fotoğrafla süsleyeceksiniz. Fotoğrafı tıklayan ziyaretçinin karşısına 40-50 fotoğraftan oluşan bir foto-galeri çıkartacaksınız. Manşette kullandığınız seksi fotoğrafı hiçbir ilginçliği olmayan 50 fotoğrafın içine saklayacaksınız. Fotoğrafların küçük birer önizleme görüntülerini sıralayarak ziyaretçinin işini kolaylaştırmak yerine, her fotoğrafa bir numara verip, kullanıcının aradığı fotoğrafı bulabilmek uğruna tek tek her numarayı tıklamasını sağlayacaksınız. Yani ziyaretçinizi, görmek istediği fotoğrafı bulana kadar en az 30-40 sayfaya uğramak zorunda bırakacaksınız. Böylece reklamvereninizin 'banner'ını, aradığı fotoğrafın peşinde koşan kullanıcının bırakın tıklamayı gözünün görmeyeceği onlarca sayfada göstermiş olacak ve her bir fuzuli gösterim için parasını cebinize indireceksiniz.
- Saçma sorular ve daha da saçma seçeneklerden oluşan anketleri ana sayfanızdan eksik tutmayacaksınız. Anketleri tahrik edici başlıklarla manşete taşıyacaksınız. Bir kullanıcının birden fazla oy vermesini engelleyecek önlemleri göstermelik yöntemlerle alıp, 'cookie'leri kaldırmayı bilecek kadar İnternet'ten azbuçuk anlayan bir kullanıcının yüzlerce, binlerce kez oy vermesine göz yumarak reklamverenin 'banner'ını, kullanıcının bir saniye bile durmadığı oy verme sayfalarında tekrar tekrar göstereceksiniz.
- İlgi çekici bir köşe yazısı, enteresan bir haber başlığı yakaladığınızda, kullanıcınızı ilgili yazıya ulaşana kadar birkaç lüzumsuz sayfadan geçireceksiniz. Amacınızın ziyaretçinizi aradığı yazıya en kısa yoldan ulaştırarak mutlu etmek olmadığını, reklamvereninizin 'banner'ını en fazla lüzumsuz sayfada göstermek olduğunu unutmayacaksınız.
- Kapak sayfasını birkaç dakikada bir otomatik olarak tekrar yüklenir kılarak, okurunuz tam bir haberin spotunu okurken sayfanın ekrandan kaybolmasını ve reklamverenin 'banner'larının tekrar gösterilmesini sağlayacaksınız.
Tüm bunları yaparak İnternet gazeteciliğinin nasıl yapılmaması gerektiğinin en iyi örneklerini verirken, reklamverenin dağıttığı reklam bütçesinden aslan payını kapacağınızdan emin olabilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder