MURAT SABUNCU
Maria Callas'ın hayat hikayesini okuyorum. "Çok gururlu, çok kırılgan" adlı kitap "bir solukta okunuyor" denilen cinsten. Çok zor geçen çocukluğu, o annesinin karnındayken ölen kardeşinin hayaliyle kurduğu ilişki, hayatta onu tek hayal kırıklığına uğratmayan erkeğin, babasının parfümünü her gün mendiline sıkarak ruhunu dinginleştirme çabası, gizli mezarlık ziyaretleri...Kanaryaların çıkardığı sesleri taklit ederek başlayan ses kariyerinde zirveye çıkışında başına gelenler, inişler, çıkışlar... Ve aşkları, arızalı aşkları..
Armatör Aristotelis Onasis ile yaşadığı fırtınalı aşk. Uğradığı ihanet. İktidar oyununda daha farklı bir konum almak için Jackie ile evlenmeyi seçip Callas'ı terkeden Aristotelis'in yaptıkları. Evlendiği gün televizyonlar canlı yayınlar ve nasıl olsa Callas seyreder diye sadece ikisinin arasındaki şifrelerle mesela yakadaki beyaz karanfille "kalbim sende hala" mesajını gönderme...Nereden baksanız arızalı bir aşk. Ama zaten arızasız aşk olur mu emin değilim?
Gelin kendi kendinize bir test yapın. Ve deyin ki;
Abidin Dino daha Güzin'i bavulları toplarken onu özlermiş ya Güzin'sin...
Kafka Milena ile sadece bir kaç kez görüşmüş ama en çok onu sevmiş ya Milena'sın.
Evlenirken gerçekten aşık olduğu Callas'a Aristotales mesaj vermiş ya Callas'sın..
Canım Ailemdeki Ali Seyhan'ı ölesiye seviyor ya Seyhan'sın..
Tüm arızalı aşklar aslında sensin dünyanın en arızalı aşığı da ben..
Bunu diyebiliyorsanız gerçekten aşıksınız. Yok hayatı rutine bağlamışsanız, ne yapalım gerçek aşk herkese nasip olmuyor ki...
27 Şubat 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder