MURAT SABUNCU
Hayatımda ilk kez üniversitede gittim operaya. Bizet'in Carmen'nine. Altı arkadaş bir kız arkadaşımızın önderliğinde AKM'nin yolunu tutmuştuk. Hepimiz aşıktık ve eserin içinde büyük bir aşk var diye ikna edilerek götürülmüştük. İçimizden sadece bir kişi daha önce operaya gitmişti. Bugün aralarında ünlü televizyon sunucularının, modacıların olduğu ekibimizin tamamı için o gece bir ilkti. Giderken hepimiz birbirimizi gülmeme, uyumama konusunda uyarmıştık. Ama yaklaşık 3.5 saat süren temsilde ne güldük ne uyuduk. Sahnedeki renk cümbüşü, sesler, konu hepimizi etkilemişti.
Edebiyat Fakültesi'nin "Hergele Meydanı"nda devrimci türküler söyleyen, şehir dışına yapılan amatör gezilerde Türkçe sözlü müziğin her türlüsünü icra etmeye çalışan bizler için yeni keşfimiz heyecan vericiydi. Operanın, klasik müziğin "kulağımıza hoş gelen. dinledikçe bizi içine çeken pek çok eserini" önce birey olarak zevkini çıkarmayı sonra diğer arkadaşlarımızla da paylaşmayı adet haline getirmiştik. Hatta sınıf arkadaşım Mesut Yar bu etkiyle ve o muhteşem sesiyle Devlet Opera Balesi'nin genç yetenekleri arasına girdi. 4. mehmet ve Bir Uzay Masalı'nda sahneye çıktı. Sahneye taytla çıkma kısmını saymazsak sesiyle takdirlerimizi toplamıştı. Ekip olarak bir konuda hassastık. Anlamadığımız zaman "anlıyor"muş gibi yapmıyor, bizi içine çekmeyen parçaları "seviyor"muş gibi dinlemiyorduk. Bizim için kulağımıza hoş gelen her ses başımızın üstündeydi.
Üniversiteden bu yana 20 yıl geçti. Bu süreçte çoğu Türkçe sözlü pek çok parçayı dinledim, sevdim. Eskileri, yenileri, eski ama habersiz olduklarımı...Babylon'da ya da Cahide'de Nevizade'de ya da AKM'de pek çok müzik dinletisine katıldım. Aklıma insanların dinledikleri müzikle hayatlarının ya da inançlarının halka yakın ya da uzak oluşlarını bir gün ölçülebileceği hiç gelmemişti. Ta ki meşhur fasılların ev sahibi Fehmi Koru'nun yazısına kadar.
Koru'nun ölçüsü ilginç: Aydın Doğan'ın gazeteleri halk için çıkıyor ama gazeteyi çıkaranların zevki halkla örtüşmüyor. Türk musikisinde besteci ve icracıların çoğu dini musikiden geliyor aryalar ise farklı bir dinin müziğinden besleniyor.
Hayatımıza her geçen gün katılan "ötekilerin" arasına müziğin de girmesi-sokulması canımı sıktı. Eminim insanlar klasik müziğin insanları halktan koparmayacağını bildiği gibi fasıllara katılmanın da kimseyi "halka daha çok yaklaştırmayacağını" bilecekler, görecekler. Klasik müzik salonlarına beyaz görünmek için zevk "alıyor" muş gibi gidenlerle fasıla "işte müziğin iktidarı daha doğrusu iktidarın müziği" diye eklemlenenler arasına sıkışmak istemiyorum. Hem "Tuti-i Mucize Guyem" hem "Suor Angelica" dinlemek istiyorum.
26 Şubat 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder