24 Şubat 2009 Salı

Parası olmayana Set'te balık yaz tahtaya al haftaya

Murat Sabuncu

Bir grup arkadaş balığa gidiyoruz. Tutmaya değil yemeye. Gerçi aynı grupla arada bir pancar motor bir tekne ile denemelerimiz oluyor ama itiraf edeyim pek başarılı değiliz. Neyse hedef Garipçe Köyü Balıkçı Kahraman. Fakat trafik o kadar sıkışık ki. Bebek'ten başladık dur kalk sahilden gidiyoruz. Olacak gibi değil. Pes ediyoruz. Önümüze çıkan ilk balıkçı olsun kararı alıyoruz. Sonra şansa bırakmayalım hedef belirleyelim diye konuşuyoruz. Ve kısa bir tartışmadan sonra Kireçburnu'nda duruyoruz. Set Balık'tayız. Ne zamandan beri gelmemiştim. Tüm masalar dolu. Amacımız az meze değişik balık.
Ama tepsiyi görünce dayanamıyoruz. Azar azar tattığım bademli levrek, tahinli közde patlıcan, maydonozlu uskumru, susamlı orkinosu beğeniyorum.
Ana yemek olarak güveçte patlıcanlı levrek yiyorum. İtiraf edeyim harika. Tek başlarına sempati duymadığım patlıcan ve levrek bir araya geldiklerinde lezzet bayramı yaptırıyor bana.
Hesap da hayli makul geliyor. Kredi kartımı veriyorum hemen. Masamıza bakan garson nazikçe kulağıma yaklaşıp "burada kart geçmiyor" diyor. Yanımda hesabı ödemeye yetecek kadar nakit yok. Garson yeniden kulağıma eğiliyor ve "lütfen sıkılmayın bir dahaki gelişinize ödersiniz ya da hesap numaramızı veririz oraya yatırırsınız" diyor.
"Nerede yaşıyoruz nasıl kart geçmez?" demeye hazırlanırken bu insanı tavır beni etkiliyor. İçimden iyi ki ters bir şey söylemedim diye geçiriyorum. Çıkarken lokantanın camına bakıyorum. Kredi kartı geçmez diye bir uyarı yok. Ama kredi kartının geçtiğine dair bir işaret de. Hemen yakındaki bir bankadan para çekip hesabı ödüyorum. Ayrılırken Set'e tabi nakitle daha sık gelme kararı alıyoruz. Bir daha trafiğin sıkışmasını beklemeden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder