13 Eylül 2009 - Akşam
Aşırı da olsa alt tarafı bir sağanak yağmurun ardından 40 kişinin ölmesinin kabahati küresel ısınmaya çıkarıldı.
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş da, Vali Muammer Güler de, Başbakan Tayyip Erdoğan da Küresel Isınma diyor, başka bir şey demiyor.
İstanbul'un yönetimini üstlenenler iki yıl önce yaşadığımız kuraklığa bağlı susuzluğun sorumluluğunu da küresel ısınmaya bağlıyorlardı. Kuraklığın da sağanağın da nedeni küresel ısınma, bu nasıl iş?
İşin daha da enteresan yanı, yaşanan yağmur felaketinin sorumluluğunu Küresel Isınmaya atanları bugün eleştiren medya, iki yıl önceki dönemsel kuraklık boyunca "Küresel Isınma"yı kendi dilinden düşürmüyordu.
Peki şimdi ne oldu da suçu Küresel Isınma'ya atmak birden tu kaka oluverdi? İki yıl önceki kuraklık sırasında yaşanan susuzluğun sorumluluğu 15 yıl boyunca İstanbul'un su ihtiyacını karşılamaya yönelik tek bir majör projeyi hayata geçirmemiş olanlarda değil Küresel Isınma'daydı da, Ayazma deresi 15 yıl sonra ikinci kez taştığında neden kimse sorumlunun Küresel Isınma olduğuna inanmıyor?
Nedenini söyleyeyim... Acı ama gerçek... Sıradan bir sağanak yağmurun ardından 40 canın feda olmasının ardındaki nedenle aynı. Susuzluğun da, yağmura 40 can vermenin de, hem kuraklığın hem aşırı sağnak yağışın sorumlusunun Küresel Isınma olduğunu iddia etmenin de nedeni aynı. Sorumlu Küresel Isınma filan değil Yöresel Cehalet, bu kadar basit.
İlkel bir kabile için teknoloji sihir gibidir. Otomobil kendi kendine gidiyorsa, demir kuş uçuyorsa içinde cin olmalıdır. Fotoğraf makinesi, fotoğrafı çekilen kişinin ruhunu içine hapsediyordur.
Biraz daha eğitimlisi, yarı entelektüeli; ısı olmadan pişiren mikrodalga fırının yemeğin moleküllerini değiştirdiğine, cep telefonu vericilerinin radyasyon yaydığına inanır. Cep telefonlarının otomobillerin, otoüslerin ABS fren sistemlerini kilitlediğine inananlar bile çıkar bunlar arasından.
Kurak geçen bir yazı Küresel Isınma ile bağdaştıran düz mantıkla kışın dondurma yemek zararlıdır düz mantığı aynıdır.
Oysa kuraklık kadar aşırı yağışların nedeni de Küresel Isınma olabilir. Küresel Isınma dünyanın her yerinde, her an kuraklık yaşanacak demek değil. Küresel Isınma iklimlerin dengesinin bozulması, dolayısıyla hava durumunun kararsızlaşması demek.
Böyle bakınca kuraklık kadar sellerin sorumluluğunu Küresel Isınma'ya yıkmaya çalışanlar haklı olabilirmiş gibi geliyor değil mi?
Değil. Küresel Isınma'nın ne iki sene önceki kuraklıkla, ne de bu son yağışlarla ilgisi var. Tüm bu meteorolojik olayların nedeni Küresel Isınma değil doğal iklimsel döngüler. Küresel Isınma'nın hissedilebilir etkilerini ısınma devam ederse bundan ancak yirmi, otuz yıl sonra hissedebileceğiz.
Küresel Isınma da çok önemli tabii ama bizim şu anda acilen savaşmaya başlamamız gereken çok daha acil bir sorunumuz var. O da Yöresel Cehalet.
Bu Yöresel Cehalet'ten kurtulabilmenin tek kestirme yolu ise Küresel Isınma'ya takılmak filan değil. Küresel Isınma'nın vebali atmosfere aşırı miktarda karbon salan gelişmiş ülkelerin boynuna. Biz önce Yöresel Cehalet'imizden kurtulabilmek için Evrensel Kültür'den yani teknolojiden nasıl yararlanabiliriz ona bakalım.
Uzakdoğu dövüş sanatlarının büyük çoğunluğu rakibin gücünü kendisine karşı kullanmaya dayanır. Teknoloji üretmiyoruz sadece tüketiyoruz diye gocunmanın faydası yok. Önce alemin geliştirdiği teknolojiyi doğru ve verimli kullanmayı bilelim, yeni teknolojiler üretmek ardından otomatik gelecektir. Teknolojiyi doğru kullanamadığımız sürece daha çok sel suları altında boğulmaya devam ederiz.
yurtsan@neobizmedya.com
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder