30 Ağustos 2009 - Akşam
“Türkler yeni teknolojilere meraklıdır ve hemen adapte olur, iyi kullanırlar”. Teknoloji ile ilgili çok sık kullanılan klişelerdendir. Bir diğeri, daha sık kullanılanı ise “Türkiye’de teknoloji üretimine önem verilmiyor, teknolojiyi üretmekten çok tüketmeyi biliyoruz” klişesidir. Peki acaba gerçekten öyle mi?
Geçen hafta iki Türk, iki saygın ABD dergisinde yayınlanan iki farklı listede dünyanın en iyileri arasında gösterildiler. Güler Sabancı, Forbes dergisinin Dünyanın En Güçlü 100 Kadını listesine 27. Sıradan girmeyi başardı. Prof. Aydoğan Özcan ise MIT Technlogy Review dergisinin Yılın 35 Genç Mucidi listesine girdi. Güler Sabancı’nın başarısı tüm gazetelerimizce kapaktan haber yapılırken, Aydoğan Özcan’ın büyük başarısına yüz veren kimse çıkmadı medyamızdan. Bir tek biz AKŞAM’da, yine bu sayfalarda manşet yaptık Prof. Özcan’ın başarısını.
Medyamızın bir iş kadınının başarısını bu kadar büyütürken, bir bilim adamımızın başarısını görmemezlikten gelmesinin nedenini anlamak, toplum olarak teknolojiyle olan ilişkimizin doğasını tanımlamak için önemli.
Acaba yazının başında değindiğim ilk önermenin aksine Türkler teknolojiye hiç ilgi duymuyorlar da, gazetelerimiz teknoloji haberlerine bu nedenle mi hiç önem vermiyorlar? Yoksa toplum olarak yeni teknolojilere büyük merak duyuyoruz ama medya mı görmekten aciz bu merakı?
15 yıldır günlük gazetelerin teknoloji sayfaları, bölümleri, eklerini yöneten bir gazeteci olarak edindiğim izlenim okurların teknolojiyle ilgili haberlere çok büyük ilgi duyduğu yönünde. Gazetelerimizin genelde teknoloji haberlerinden uzak durmasının nedeni medyadaki yöneticilerin büyük bölümünün teknolojiye uzak duran kişiler olması.
Peki acaba toplum olarak teknolojiye olan merakımız, yeni teknolojileri tüketmeye olan bir ilgiden mi ibaret? Teknoloji üretmeye de yakın bir toplum muyuz? Ya da üretmeyi şimdilik bir kenara koyalım, teknolojiyi tüketirken ondan en iyi şekilde yararlanmayı biliyor muyuz?
Friendfeed.com/yurtsan adresindeki, köşe yazılarını birlikte yazma atölyemizde bu hafta bunu tartıştık.
Yusuf Güzel: İyi kullanma değil de verimli kullanma konusu tartışılmalı bence. "Elleme bozacaksın"larla büyüdüm ben. Eve ya da akrabalardan birine teknolojik bi alet gelse koşar kurulurdum başına acaba neleri neleri varmış diye. Sonra öğrenir söylerdim şu şu özellikleri varmış falan, hıhı der geçer o özellikleri kullanmazlardı hiç.
Vadi Efe: Teknolojiye erişim çok fakat genele yaydığımızda verimli bir kullanımı olduğunu düşünmüyorum. Daha çok toplumda eksikliği hissedilen konularda tatmin aracı olarak kullanılıyor: Sosyalleşme, kaynaşma…
Harun (nikita): ATM'lerden ve İnternet’ten şubelerde yapabileceğiniz neredeyse her şeyi yapma imkanınız varken basit bir fatura ödemesi ya da havale için şubelerin hâlâ dolup taştığını görüyorum.
Handan Aybars: Teknolojiye kolay adapte oluyoruz bu gerçek. Ama maalesef en kısa zamanda bir boşluk noktasını, basit bir tarafını, ahlaksız bir yönünü de buluyoruz. İnternet’i kullanmaktan kasıt facebook ve msn hesabı ile sınırlı. http://friendfeed.com/haybars
Uğur Özmen: KOBİ'ler ofis programları dışında teknoloji kullanmıyor. Muhasebe yazılımları bile yüzde 100’ü kapsamış değil. Ancak büyük firmaların satıcıları iseler, onların zorlaması ile ERP kullanmak zorunda kalıyorlar. Aksi takdirde, kendi "alan adı" bile olmayanlar çoğunlukta.
Konu çok derin ve daha çok su kaldıracağa benziyor. Bu yazıyla bitirecek gibi değil, daha birkaç yazıyı bu konuya ayırabilirmişiz gibi geliyor bana. Şimdilik birkaç “okur/yazar” katkısından alıntı yapmakla yetindim. Henüz aramıza katılmadıysanız sizi de fikirlerinzle friendfeed.com/yurtsan adresine bekliyoruz.
yurtsan@neobizmedya.com
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder