27 Eylül 2009 - Akşam
Twitter'a en son "Benim için ağlama Türkiye" notunu bırakıp, 24 saatten fazla yazmayınca Serdar Turgut için endişelenmeye başlamıştım.
Biliyorsunuz, İsmail Küçükkaya ve Serdar Turgut haftabaşından beri NY'taydılar. İsmail Küçükkaya Başbakan Erdoğan'ı takip ederken, Serdar Turgut az parayla NY'da yaşamak gibi tehlikeli ve işkenceli bir deneyimin içine atmıştı kendini.
Serdar Turgut için endişelenmekte haklıymışım. Dört dolarlık yemek bütçeleriyle günlerce süründükten sonra İsmail Küçükkaya'nın iyi bir restoranda yemek davetinin çekiciliğine kapılmış. Kaldığı evsiz sığınağından bozma otelinde yıkanıp, paklanıp yola düşmüş. Gerçi odasında banyo olup olmadığını yazmamış. Yıllar önce banyoların ortak kullanıldığı bir otelde kalmıştım NY'ta. Bir hafta duş almasan, bu ortak banyolarda duş almaya kalktığından daha temiz ve steril kalırsın.
Serdar Turgut banyolu bir odada kalıyor da bizi kendine haksız yere acındırıyorsa bilemem ama eğer bu ortak banyolardan birinde duş alıp İsmail Küçükkaya ile yemeğe çıktıysa, patronumuz Mehmet Emin Karamehmet, AKŞAM'a yedek bir yayın yönetmeni ve usta yazar aramaya başlasa iyi olur (Her iki pozisyon için tekliflere açığım bu arada).
Neyse garibim Serdar Turgut çok iyi bir restorana gideceğim hayaliyle yanıp tutuşurken kendini Nobu'da bulmuş. Gerçi günlerce Lübnanlı, Cezayirli, Filistinli sokak satıcılarının tükürük kebaplarından (bizim tükürük köftesinin NY versiyonu) sonra Nobu'nun nefis yemekleri de ilaç gibi gelmiştir. İsmail Küçükkaya'ya e.posta ile gönderdiğim tavsiye listesindeki restoranlardan birine denk gelmiş olsaydı geçireceği lezzet şokuyla belki de tat alma duyusunda kalıcı hasar oluşabilirdi.
Serdar Turgut'un ucuza NY deneyimini duyunca, NY'u benden çok daha iyi biliyor olmasına rağmen Twitter aracılığıyla ucuza iyi yemek yenebilecek bir, iki yeni yer tavsiye edeyim dedim. Yemek bütçesinin 4-6 dolar olduğunu öğrenince önce pes ettim.
Sonra masamda duran Zagat'ın Dünyanın En İyi Restoranları kitabına takıldı gözüm. Serdar Turgut belki NY'u benden daha iyi biliyor olabilir ama ben de teknolojiyi kullanma konusunda onunla aşık atarım. Reyting meraklısı bu Amerikalılar mutlaka evsizler için de bir rehber yapmışlardır deyip İnternet'te araştırmaya başladım. Ne de olsa Serdar Turgut'un yemek bütçesi ancak "homeless"larla yiyebilmesine olanak verecek kadardı.
Haklıymışım. Gerçekten de evsizler için yemek yeme rehberi varmış İnternet'te. Şu teknoloji nelere kadir, İstanbul'da oturduğum koltuktan NY'lu evsizler için en lezzetli yemekleri bedavaya veren evsiz sığınaklarının listesini inceleyip, Serdar Turgut için mekan beğenmeye çalışıyorum.
En iyi beleş yemeğin Little Italy civarındaki bir Bowery sığınağında servis edildiğini böylece keşfettim. Serdar Turgut'a Twitter'dan hemen ilettim adresini.
Öte yandan daha önce yapmış olduğum Zabar's tavsiyeme neden itibar etmedi anlamış değilim. Zabar's dünyanın en zengin peynir çeşidini sunan, gurme şarküterisi. 100 gram Raw Milk Morbier peynirini 4 dolara alıp, 50 cent'lik taze ekmeğin arasında, 1 dolarlık 1 litre Japon birasıyla toplam 5.5 dolara, bütçesini zorlamadan bir ziyafet çekebilirdi Central Park'ta kendine.
İşte bunun için Twitter yerine Friendfeed'i tercih ediyorum. Twitter'ın 140 harflik sınırlamasıyla tavsiyenizi bile yeterince anlatamıyorsunuz ki. Oysa Friendfeed'de her şey çok daha kolay.
friendfeed.com/yurtsan adresinde açtığım "İnternet Gazeteleri Ücretsiz Olabilir mi" başlığının altına yaptığınız katkılar da birikti bu arada. Haftaya sıra yine bu konuda...
yurtsan@neobizmedya.com
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder